PAÜ Hastanelerinden 5-11 Eylül Migren Haftası Uyarısı
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Nesrin Ergin, 5-11 Eylül Migren Haftası kapsamında toplumda migren konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu.
PAÜ
Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Nesrin Ergin yaptığı
açıklamada şu ifadeleri kullandı: “5-11 Eylül Migren Haftası, migren konusunda
toplumsal bilincin artırılması ve hastalığın doğru şekilde tanınmasına dikkat
çekilmesi açısından önem taşımaktadır. Bir nöroloji uzmanı olarak özellikle
vurgulamak isterim ki migren yalnızca bir baş ağrısı değil, beynin işleyişini
etkileyen kompleks bir nörolojik hastalıktır. Dünyada 1 milyardan fazla insanı
etkileyen migren, ülkemizde de oldukça yaygın olup yaklaşık her 6 kişiden
birinde görülmektedir ve kadınlarda erkeklere göre daha sık ortaya çıkmaktadır.
Migren atakları çoğunlukla zonklayıcı karakterde, saatler hatta günler
sürebilen baş ağrılarıyla seyretse de hastalık yalnızca baş ağrısından ibaret
değildir. Bulantı, kusma, ışık, ses ve koku hassasiyeti, konsantrasyon güçlüğü,
görme belirtileri, uyuşma ve konuşma güçlüğü gibi çok farklı nörolojik bulgular
da migren sırasında ortaya çıkabilir. Bu nedenle migren belirtilerinin kişiden
kişiye değişebileceğinin bilinmesi, hastalığın doğru tanınması açısından
önemlidir. Ayrıca son yıllarda daha iyi tanınan vestibüler migren nedeniyle
bazı hastalarda baş dönmesi, dengesizlik, sersemlik hissi ve hareket
hassasiyeti baş ağrısından daha belirgin olabilir. Özellikle baş dönmesi ve
denge sorunları yaşayan kişilerin bu belirtilerin migrenle ilişkili
olabileceğini bilmesi önem taşımaktadır. Migrenin farklı belirtilerle ortaya
çıkabilmesi, hastaların yaşadıkları şikâyetleri doğru değerlendirmelerini ve
gerektiğinde nöroloji uzmanına başvurmalarını önemli hale getirmektedir.”
“Migren kontrol altına alınabilir”
Migren
atağından saatler önce ortaya çıkabilen yorgunluk, sık esneme, dikkat
dağınıklığı, ense sertliği, ruh hali değişiklikleri ve bazı yiyeceklere aşırı
istek duyma gibi belirtilerin de görülebileceğini söyleyen Doç. Dr. Ergin, bu
belirtilerin fark edilmesinin hastaların yaklaşan migren atağını daha erken dönemde
tanımasına yardımcı olacağını belirtti. Her hastada aynı belirtiler
görülmeyebileceği için kişisel semptomların ve atak öncesi değişikliklerin
takip edilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Genetik
yatkınlığın önemli rol oynadığı migrenin; stres, düzensiz uyku, açlık,
susuzluk, hormonal değişiklikler ve çeşitli çevresel faktörlerle
tetiklenebildiğini ifade eden Doç. Dr. Nesrin Ergin, sözlerine şöyle devam
etti: “Bunun yanında, kişiden kişiye değişebilen tetikleyicilerin belirlenmesi
migrenin kontrol altına alınmasında önemli bir yere sahiptir. Düzenli uyku ve
beslenme, yeterli sıvı tüketimi, stresin azaltılması ve kişinin kendi
tetikleyicilerini tanıması atakların yönetilmesine katkı sağlayabilmektedir.
Günümüzde
yaşam tarzı düzenlemeleri, tetikleyicilerin belirlenmesi ve uygun tedavi
seçenekleri sayesinde migren ataklarının sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde
azaltılabilmekte, hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde
iyileştirilebilmektedir. Migren tedavisinin kişiye özel olarak planlanması ve
hastaların şikâyetlerinin düzenli olarak değerlendirilmesi, tedavi başarısında
önemli rol oynamaktadır. 5-11 Eylül Migren Haftası vesilesiyle, migrenin
yalnızca bir baş ağrısı olmadığı, baş dönmesi ve denge bozukluğu gibi farklı
belirtilerle de ortaya çıkabileceği konusunda toplumda farkındalık
oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi ile kontrol
altına alınabilen önemli bir nörolojik hastalık olan migren konusunda doğru
bilginin yaygınlaştırılması, hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına ve
tedaviye daha erken ulaşmalarına katkı sağlayacaktır.”