Bakan Yardımcısı Yelkenci PAÜ’de Gençlerle Buluştu: “Kendi Kavramlarımızla Düşüneceğiz”
Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Denizli İl Temsilciliği öncülüğünde Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde hayata geçirilen “İhtisas Akademi” projesinin açılış programı ve ilk dersi, 15 Nisan tarihinde Eğitim Fakültesi Melek Sözkesen Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Gençlere ahlaki ve fikri derinlik kazandırmayı amaçlayan programın ilk konuğu, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı sunumuyla Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci oldu. Etkinliğe Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İnel, il protokolü, akademisyenler ve çok sayıda üniversite öğrencisi yoğun katılım gösterdi.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’a eğitim camiasına yönelik üst üste gerçekleşen saldırılara dikkat çekti. Vali Köşger, “Bu üst üste gelen hadiselerin tesadüf olduğunu kimse söyleyemez. Bunlar, milletin devletine olan güvenini sarsmaya yönelik bilinçli ve sistematik saldırılardır. Bizim en büyük dayanağımız iyi yetişmiş, çağın değerleriyle buluşmuş ama kendi değerlerinden kopmamış gençlerimizdir” ifadelerini kullandı.
Gençlere Makale Şartı ve Yurt Dışı Ödülü
TÜGVA Denizli İl Temsilcisi Ali Durmuş ve Üniversitelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagül ise akademi projesinin vizyonunu paylaştı. Gençlere sadece mesleki değil, ahlaki ve fikri bir derinlik kazandırmayı amaçladıklarını belirten yöneticiler, altı dersin sonunda öğrencilerden akademik makale beklendiğini ifade etti. Başarılı olan öğrencilerin Endülüs, Balkanlar ve Umre seyahatleri ile Denizli iline özel para ödülleri kazanacağı; ayrıca tüm katılımcılara PAÜ iş birliğiyle e-Devlet onaylı sertifika verileceği duyuruldu.
Eğitimde Yeni Model: Beceri ve Değer Odaklı Bütüncül Yaklaşım
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı ilk dersi vermek üzere kürsüye gelen Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci, konuşmasının başında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden öğretmenleri anarak eğitimciye olan saygının en üst düzeye çıkarılması gerektiğini belirtti.
Ardından yeni müfredatın detaylarını paylaşan Dr. Yelkenci, modelin Türkiye’de ilk kez okul öncesinden 12. sınıfa kadar K-12 düzeyinde dikey ve yatay olarak bütüncül bir yapıda hazırlandığını söyledi. Dr. Yelkenci, “Amacımız üreten, sorgulayan, sağlıklı, merhametli ve estetik bakış sahibi, yetkin ve erdemli bir insan profili yetiştirmektir” dedi.
Müfredatın alan becerileriyle birlikte, Türkiye’de ilk defa “sosyal duygusal öğrenme becerilerini” de sistematik olarak içerdiğini vurgulayan Dr. Yelkenci, değerler eğitimindeki köklü değişimi şu örnekle açıkladı: “Eski didaktik değerler eğitimi yaklaşımını bir kenara bıraktık. Çünkü siz bir değerin bilgisini verebilirsiniz ama o davranışa dönüşmedikten sonra bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bir ebeveyn çocuğuna ‘yalan söyleme’ diyebilir, ancak kendisi yalan söylemezse çocuğu da zaten yalan söylemez. Temel kurgumuz, erdem ve değerin organik bir şekilde eyleme dönüşmesidir.”
“Müfredatı 1300 kişilik güçlü Türk akademisyen kadrosu yazdı”
Eğitim sistemine yönelik kamuoyundaki “Milli Eğitim’i Fulbright Komisyonu Yönetiyor” şeklindeki efsanelere de açıklık getiren Dr. Yelkenci, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti: “Bu millet bir şeyleri seziyor ama yanlış isimlendiriyor. O bahsedilen mesele, 1948-1968 yılları arasında Amerikan Ford Vakfı’nın sponsorluğunu yaptığı ilköğretim müfredatıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni ise tamamen kendi akademisyenlerimiz ve öğretmenlerimizden oluşan 1300 kişilik güçlü bir kadro yazmıştır.”
Sömürgeciliğe Karşı Kavramsal Bağımsızlık: Türkistan ve Adalar Denizi
Eğitim felsefesinde pozitivizmden postmodernizme uzanan süreci anlatan Dr. Yelkenci, Batı merkezli sömürgeci formların toplumlara daima kendi “güçlü kavramlarıyla” geldiği uyarısında bulundu. Dr. Yelkenci, “Sizin için çok değerli olan kavramların içini önce size boşalttırırlar, sonra kendi kavramlarını dayatırlar” diyen Yelkenci, müfredatta milli şuuru inşa etmek için yapılan stratejik dil değişikliklerini ise şöyle özetledi: “Bize yıllarca ‘Orta Asya’ diye öğrettiler. Orta Asya dediğinizde bize ait bir yer olduğu noktasında güçlü bir bağ kuramıyorsunuz, ama ‘Türkistan’ dediğinizde durum değişiyor. Müfredatta artık Ege Denizi yerine ‘Adalar Denizi’ demeye başladık. Böylece hem coğrafi özelliğini hem de adaların bizimle olan irtibatını tanımlıyoruz. Aynı şekilde, sanki bizim ordularımız sefere çıkmış gibi algılanan masumlaştırılmış ‘Haçlı Seferleri’ ifadesi yerine, o sömürgecilik mantığını tam yansıtan ‘Haçlı Saldırıları’ kavramını kullanıyoruz.”
Sosyolog Jean Baudrillard'ın “gönüllü boyun eğiş” kavramına ve Ivan Illich’in okul eleştirilerine de atıfta bulunan Dr. Yelkenci, Batı’nın kendi ürettiği sistemleri yine kendi ürettiği eleştirilerle dünyaya dayattığını, Türkiye’nin artık bu “Avrupa merkezci” tarih ve eğitim anlayışından sıyrılması gerektiğini belirtti.
“Siyonizm, yeni sömürgecilik yaklaşımı olarak müfredatta”
Sömürgeciliğin günümüzde şekil değiştirdiğini belirterek Gazze’de yaşananlara dikkat çeken Dr. Yelkenci, Siyonizm’in de artık müfredatta “yeni sömürgecilik yaklaşımı” başlığı altında işlendiğini açıkladı. Boykotun stratejik ve tarihi önemine vurgu yapan Yelkenci, gençlere uyanık olmaları çağrısında bulundu: “Sömürgeciler, yarın size karşı kullanacakları mermilerin maliyetini size bugün kahve, burger veya kıyafet satarak biriktiriyorlar. Gelecekte yapacakları sömürünün maliyetini sömürdükleri insanlara yüklüyorlar. Bu nedenle boykot çok önemli.”
Öğrencilere, Bilim İnsanı Immanuel Wallerstein başkanlığındaki Gülbenkian Komisyonu raporunu okumalarını tavsiye eden Dr. Yelkenci, konuşmasını “Dünyaya büyüsünü geri verin” mesajıyla noktaladı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği program, ufuk açıcı soru-cevap bölümünün ardından TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagül ve PAÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İzzet Kara’nın Bakan Yardımcısı Yelkenci’ye hediye takdim etmesiyle sona erdi.