4006 TÜBİTAK Bilim Söyleşilerinde “Dijital Amnezi” Konuşuldu
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK iş birliğinde yürütülen “4006 TÜBİTAK Bilim Söyleşileri” programı kapsamında, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Cansu Öksüz Karademir tarafından “Dijital Amnezi: Teknoloji Hafızamızı Nasıl Değiştiriyor?” başlıklı söyleşi Pınar Baha Abalıoğlu Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi.
13 Nisan tarihinde Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde bulunan Pınar Baha Abalıoğlu Anadolu Lisesi’nde düzenlenen etkinlik, öğrencilerden yoğun ilgi gördü. 4006 TÜBİTAK Bilim Söyleşileri kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve gençlerin dijital çağın etkilerini eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeleri açısından önemli bir katkı sundu.
Dr. Öksüz Karademir: “Dijital bir dünyanın içine doğan yeni nesil, bilgiyi akılda tutmak yerine ona nasıl ulaşacağını hatırlamaya yöneliyor, akıllı telefonların ‘dış bellek’ işlevi gördüğü bu dönemde yoğun bildirim akışı dikkat sürekliliğini zayıflatıyor”
Söyleşide dijitalleşmenin bilişsel hafıza üzerindeki etkileri, “dijital amnezi” kavramı çerçevesinde ele alındı. Günümüzde bilginin zihinde tutulması yerine dijital cihazlara devredilmesiyle ortaya çıkan bu yeni hafıza biçiminin, gençlerin öğrenme, hatırlama ve düşünme süreçlerinde belirgin dönüşümler yarattığı vurgulandı. Dr. Öksüz Karademir, özellikle dijital bir dünyanın içine doğan yeni neslin bilgiyi ezberlemek yerine ona nasıl ulaşacağını hatırlamaya yöneldiğini, akıllı telefonların “dış bellek” gibi işlev gördüğünü ve yoğun bildirim akışının dikkat sürekliliğini zayıflattığını ifade etti.
Söyleşinin teorik çerçevesinde “Google etkisi” ve “transaktif bellek” kavramlarına değinilerek, bireylerin hafıza yükünü dijital ağlara devretme eğiliminin arttığına dikkat çekildi. Ayrıca dijital bilgi akışına sürekli maruz kalmanın dikkat ve hafıza ile ilişkili bilişsel süreçlerde değişime yol açtığı; bu dönüşümün sadece bireysel düzeyde kalmayıp kültürel üretim ve anlatı biçimlerine de yansıdığı ifade edildi.
Dijital izlerin kalıcılığı, algoritmaların hafızayı düzenlemesi ve dijital içerik kaybının kimlik algısı üzerindeki etkileri de konuşuldu
Etkinlikte, sinema örnekleri üzerinden dijital hafızanın temsilleri de tartışıldı. Hafızanın veri gibi silinebildiği ya da arşivlenebildiği anlatıların, dijital çağın düşünme biçimlerini yansıttığı; bu durumun gençlerin dünyayı algılama ve deneyimleme biçimlerini dönüştürdüğü belirtildi. Bununla birlikte dijital izlerin kalıcılığı, algoritmaların hafızayı düzenlemesi ve dijital içerik kaybının kimlik algısı üzerindeki etkileri gibi başlıklar da ele alındı.
Kuramsal bir çerçeveyle sınırlı tutulmayan söyleşide öğrencilerin aktif katılımını artırmaya yönelik uygulamalara da yer verildi. Etkinlik kapsamında öğrencilere dağıtılan zarfların içinde, dijitalleşme ve hafıza temasıyla ilişkili film replikleri ve bu replikler üzerinden düşünmelerini sağlayacak kısa sorular yer aldı. Öğrenciler bu kartları inceleyerek, verilen ifadeler üzerine kendi içsel değerlendirmelerini yapma fırsatı buldu. Bu materyaller, öğrencilerin dikkatini yeniden toplamasını ve bireysel farkındalık geliştirmesini hedefleyen sessiz ve kişisel bir etkileşim aracı olarak kullanıldı. Bu yönüyle uygulama, dikkat dağınıklığı yaşayan öğrencilerin sürece yeniden odaklanmasına katkı sağladı.
Bu bireysel farkındalık süreci, söyleşi kapsamında gerçekleştirilen diğer uygulamalarla birlikte ilerledi. “Dijital hafıza haritası” çalışmasıyla öğrenciler gündelik yaşamlarında hangi bilgileri dijital cihazlara devrettiklerini görünür kılınırken, “bildirim farkındalık testi” ile dikkatlerinin nasıl bölündüğünü somut olarak deneyimlendi. Etkinliğin sonunda öğrenciler, bu deneyimlerden hareketle kendi yaşamlarına uygun “kişisel dijital hafıza stratejileri” oluşturarak bilinçli teknoloji kullanımına yönelik somut adımlar geliştirmeye yönlendirildi. Bu kapsamda dijital çağda hafıza alışkanlıklarının farkında olarak yönetilmesinin önemi vurgulandı.