PAÜ'nün Ev Sahibi Olduğu UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun İstişare Toplantısında Kararı Alınan "Uluslararası Türk Dili Günü" Toplantısı Kamuoyuna Duyuruldu

16.12.2021

Türk tarihinin bilinen ilk yazılı kaynakları olan Göktürk Kitabeleri’nin, okunuşunun yıl dönümü 15 Aralık’ta PAÜ ALTAY DİLMER, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ve Avrasya Yazarlar Birliği’nin iş birliği ile sempozyum gerçekleştirildi.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Türkmenistan UNESCO Milli Komisyonlarının birkaç yıldır yürüttüğü çalışmalar sonucunda V. Thomsen’in kasım ayında okuduğu Orhun Kitabeleri’ni çözdüğünün ilanı olan 15 Aralık’ın “Uluslararası Türk Dili” günü olarak kutlanması, adı geçen kurumların katıldığı 4 Haziran 2021 tarihinde benimsenmişti. Türk halk müziği sanatçısı İrfan Gürdal’ın Türk dünyasını tınılarıyla buluşturan bestelerini dinlettiği bir şölenle başlayan “Uluslararası Türk Dili Günü” etkinlikleri açılış konuşmaları ve bilim adamlarının bildirileri ile devam etti. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun beş-altı yıldır yürüttüğü, 15 Aralık tarihinin UNESCO tarafından “Uluslararası Türk Dili Günü” olarak ilan edilmesi çalışmaları, PAÜ’nün ev sahipliğindeki sempozyum kapsamında gerçekleştirilen istişare toplantısında gündeme getirildi.

Rektör Kutluhan: “Türk Dünyası, geleceğini; ortak dili sayesinde, etkin iş birliği yaparak bu sisli ortamdan çekip çıkarmaya kâdirdir.”

Sempozyum açılışında gerçekleştirdiği konuşmasında Türk dünyasının ortak dili olan Türk dilinin, bu dili konuşan ülkeler arasındaki kardeşlik duygularını pekiştirdiğine dikkat çeken PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, aynı dilin farklı lehçeleri kullanılsa da anlaşabildiğimizi, geleneklerin, kültürün ve duyguların da yine benzer olduğuna vurgu yaptı. Sözlerinin devamında, konuşabilmenin ve dilin iletişimi güçlendirdiğini, dil sayesinde insanların iş birliği kabiliyetlerini daha etkili kullanabildiğine değinen Rektör Prof. Dr. Kutluhan şu ifadelere yer verdi: “Teknolojinin bundan bin yıl öncesiyle kıyaslanmayacak derecede geliştiği günümüzde bile özellikle tabiî afetlere ve iklim değişikliğine karşı ne kadar savunmasız olabileceğimizi maalesef son zamanlarda giderek fazla ölçüce tecrübe ediyoruz. Evet, geliştik ancak hâlâ dış dünyaya karşı kırılganız fakat bu kırılganlığın karşısında, atalarımızın da kullandığı, değişen dünyaya ayak uydurmamız için bize yardımcı olabilecek bir koz var. O da, iş birliği kabiliyetimiz ve dilimiz. İşte bugün burada aynı dili konuşan ülkelerin temsilcileri olarak bir aradayız. Dünyamız değişiyor, hem de hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Nasıl ki küçük çocuklar heyecanlandıklarında, korktuklarında veya sevindiklerinde ilk olarak kardeşlerinin ellerini tutarlar, bizler de bu belirsizlik içinde kardeşlerimizin elini tutmak, onlarla bir ve beraber olmak, ortak dilimizin izinde, iş birliği içinde çalışmak için burada toplandık. İş birliği için de binlerce yıldır insanoğlunun kullandığı bir avantaja sahibiz; o da ortak dilimizdir. Dil; kayaların ardından akan ince bir su gibidir. Kayada şekiller oluşturması uzun zaman alır, ancak bu şekiller de kolay kolay silinmez. İşte ortak dilimizin, Türk dilinin benliklerimizde, kültürlerimizde oluşturduğu iz, bu kayadaki su izi gibidir. Yıllarca ince ince akmış, yaşayışımızı şekillendirmiştir. Hepimizde benzer izler oluşturmuştur. Dünyamız değişiyor; son birkaç senedir hiçbirimizin ömürlerince benzerini görmediği, birçok cana mâl olan ve hâlâ farklı şekillerle tehdit oluşturan bir salgınla karşı karşıyayız. Sadece sağlık alanında değil, dünya gündeminin bütün alanlarında hızlı değişimlerle gelen bir tedirginlik hâkim ve tüm dünya belirsizliğin içinde kıvranıyor ama bunların üstesinden de hep birlikte geleceğimize olan inancım ilk günkü gibi güçlü. Bir ve beraber olursak, her türlü zorluğun üstesinden gelecek kabiliyete sahibiz. İşte bizlerin, Türk dili konuşan ülkelerin bir avantajı var: Bizim bu puslu ortamda aydınlığa yürümek için elini tutabileceğimiz kardeşlerimiz var. Ortak dilimizin ışığında, bugün üniversitemiz ev sahipliğinde yapılan bu sempozyum, bir kardeşten diğerlerine uzanan ve tutulmayı bekleyen bir eldir. Türk dünyası, geleceğini; ortak dili sayesinde, etkin iş birliği yaparak bu sisli ortamdan çekip çıkarmaya kâdirdir ve bunu barışla, sevgiyle, dostlukla ve kardeşlikle yapacaktır. Bunu yaparken de kayadaki derin izi, Türk dilinin izini takip edecektir.” 

Prof. Dr. Biray: “Atalarımızın geçmişte taşlara kazıdıklarını bizler bugün zihinlere kazımak için çabalıyoruz.”

Sempozyuma ev sahipliği yapan Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Altay Toplulukları Dil ve Kültürleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (ALTAY DİLMER) Müdürü Prof. Dr. Nergis Biray sözlerinin başında İsmail Gaspıralı’nın “dilde, fikirde, işte birlik…” ifadesini hatırlatarak, milli kimlik ve bağımsızlık tasavvuruna dil aracılığıyla vurguda bulundu. Türk dünyasının bu yolla ortak eylem ortaya koyacağı hususuna değindi. Sözlerine, “Atalarımızın geçmişte taşlara kazıdıklarını bizler bugün zihinlere kazımak için çabalıyoruz” diyerek devam eden Prof. Dr. Biray, “Uluslararası Türk Dili Günü ilanının gerçekleştirilecek yeni atılımlarımızın başlangıcı olacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.

Prof. Dr. Oğuz: “Türk dilinin daha görünür bir dil olmasını sağlama yolunda, kültürlerin birbirlerine yakınlaşması, kaynaşması için çalışmalar sürdürülecektir.”

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, “Türk dilinin, Birleşmiş Milletler nezdinde uluslararası bir dil olarak kabul edilmesi için adımlar atılmaya devam edilecektir, yine Türk dilinin daha görünür bir dil olmasını sağlama yolunda, kültürlerin birbirlerine yakınlaşması, kaynaşması için çalışmalar sürdürülecektir. Türk dilinin yazılı olarak takip edilebildiği ilk dönemden bugüne kadar birçok eser verilmiştir, bu eserler üzerindeki çalışmalar da Türk dilinin birleştirici özelliğini ortaya koyarak bizim adımlarımızı güçlendirecektir diyerek “Uluslararası Türk Dili” günü konusunda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile UNESCO Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Milli Komisyonlarının yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler verdi.

Doç. Dr. Ömeroğlu: “Uluslararası Türk Dili Günü ilanının bu vasıtayla uluslararası bir dil bayramına dönüşmesi önemli bir adım olacaktır.”

Bir sivil toplum kuruluşu olan Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Doç. Dr. Yakup Ömeroğlu ise “Orhun Abideleri Türk Milleti’nin ilk yayını olarak kabul edilebilecek yazılı bir eserdir. Thomsen bu metinleri okuyarak, Türk dilinin bu yazılı kaynaklarının ilk edebi metinler olduğu müjdesini de vermiştir. Bugün bu toplantıda bahsedilen Uluslararası Türk Dili Günü ilanının bu vasıtayla uluslararası bir dil bayramına dönüşmesi de önemli bir adım olacaktır.” şeklinde görüşlerini ve duygularını ifade etti.

UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun önceki başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı “Türkçe, Birleşmiş Milletlerde kullanılan resmi dillerden olmayı çoktan hak etmiştir. Dilimiz ile alakalı çalışmalarımızı sürdürüp okullardan başlayarak bu çalışmaları tabana yaymalıyız” önerisini sundu. Ardından söz alan Rektör Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, “Uluslararası Türk Dili günü ilan edilmesinin, çok yerinde bir karar olduğunu ve bugüne kadar böyle önemli bir günün ilanı için çalışan bütün kurum, kuruluş ve bilim adamlarını tebrik ettiğini söylerken, böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmanın gururunu taşıdığını belirtti.

Toplantı Türk Konseyi (Şimdi adı Türk Devletleri Teşkilatı) önceki Türkiye Aksakalı Prof. Dr. Mustafa İsen’in Türk dili ile ilgili çalışmalarla ilgili verdiği bilgiler, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un Türk dilinin coğrafi yayılımı, tarihi derinliği ve lehçeleri ile ilgili olarak yaptığı konulmayla devam etti. Elazığ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Buran tarihi süreçte Türk dilinin kollara ayrılması ve ortaya koyduğu tasnifin Ulusal Türk Dili Günü çalışmalarına da katkı sağlayacağından söz ederken, Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz taşlara kazınmış Türkçe anıtlar ve taşlar üzerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Türkçenin tarihi süreçteki metinleri ve yayıldığı bölgeler ile bu mirasımız ile ilgili olarak yaptıkları çalışmaları anlattı.

Toplantının sabahki oturumu Türk dünyasıyla ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin düşüncelerini açıklamaları ve Uluslararası Türk Dili Günü ilanının kutlanacak bir karar olduğu konusundaki ifadeleri ile sona erdi.

Toplantının öğleden sonraki oturumunda Uluslararası Türk Dili Günü Paneli gerçekleştirildi. Panele Prof. Dr. Konuralp Ercilasun “Türk Dilinin Tarihi Arka Planı”,  Prof. Dr. Ali Akar “Türk Dil Birliğinin Tarihi Gerekçeleri ve Coğrafi İmkânları”, Prof. Dr. M. Fatih Kirişçioğlu “Atatürk ve Türk Lehçeleri”, Doç. Dr. Sinan Güzel “Kimlik İnşasında Alfabenin Rolü: Türk Dünyası Örneği”, Doç. Dr. Gülsine Uzun “Ulus-Devletin Oluşumunda Dilin Önemi: Türk Dili Örneği” adlı bildirileriyle devam edildi.


İlgili Haberler