PAÜ’nün “Gözler Kalbin Aynası Mı?” Adlı Araştırması Yakınlık ve Yalnızlık İsteği Arasındaki Çatışmayı Bakışlarda İzledi
Pamukkale Üniversitesi’nde (PAÜ) yürütülen araştırma, güvenli ve korkulu bağlanma stillerinin yalnızca ilişkisel tutumlarda değil, göz hareketleri ve dikkat örüntülerinde de farklılaşabildiğini ortaya koydu. Araştırma kapsamında geliştirilen PAÜ Bağlanma İlişkili Duygusal İmaj Bataryası bilimsel literatüre kazandırılırken, çalışma uluslararası psikoloji dergisi Current Psychology’de yayımlandı.
“Gözler
kalbin aynasıdır, yalan nedir bilmez onlar…” şiirdeki kadar kesin konuşmak
mümkün olmasa da PAÜ’de gerçekleştirilen araştırma, yakın ilişkilerde yaşanan
bazı içsel çatışmaların bakışlara da yansıyabileceğine işaret ediyor. Pamukkale
Üniversitesi’nden Doç. Dr. Turgut Türkdoğan, Arş. Gör. Funda Bekil, Arş. Gör.
Dr. Ayşe Cansu Bilgen, Dr. Öğr. Üyesi Tolga Coşguner ve Doç. Dr. Ceren Tekin
Karagöz tarafından yürütülen araştırmada önce 699 üniversite öğrencisinin
bağlanma özellikleri değerlendirildi. Ardından güvenli ve korkulu bağlanma
özellikleri belirgin olan 63 katılımcının duygusal ve ilişkisel görüntülere
bakışları göz izleme teknolojisiyle incelendi.
Araştırmanın
temel bulgularından biri, bağlanma stillerine özgü yakınlaşma ve uzaklaşma
eğilimlerinin dikkat süreçlerinde de izlenebilmesi oldu. Güvenli bağlanan
katılımcılar yakınlık ve duygusal destek içeren görüntülere daha belirgin
biçimde yönelirken, korkulu bağlanma özellikleri gösterenlerde yakınlığı ve
yalnız kalmayı temsil eden görüntüler eşit sayılabilecek ölçüde dikkat çekti.
Bu sonuç, korkulu bağlanmanın temelindeki yaklaşma–kaçınma çatışmasının dikkat
düzeyinde de karşılık bulabileceğini düşündürüyor. Gündelik dile çevrildiğinde
tablo belki de şöyle özetlenebilir: “Yakın olmak kadar yalnız kalmak da
dikkatimi çekiyor!” Yakınlık isteği kaybolmuyor; yalnızlık isteği de onunla
birlikte varlığını sürdürüyor.
Araştırmada
stres uyaranlarına verilen dikkat tepkilerinde de farklılıklar gözlendi.
Korkulu bağlanma özellikleri gösteren katılımcılar, özellikle benlik
değerlendirmesi ve başarısızlık tehdidi içeren sahnelere karşı daha kaçınmacı
bir dikkat örüntüsü sergilerken, güvenli bağlanan katılımcılar stres verici
uyaranlarla daha uzun süre bilişsel temas kurabildi. Bulgular böylece korkulu
bağlanmada yalnızca kişilerarası yakınlık ve uzaklaşmanın değil, kişinin kendi
benliğine ilişkin değerlendirilme ve başarısızlık tehdidinin de dikkat süreçleriyle
ilişkisine yönelik yeni araştırma sorularına kapı aralıyor.
PAÜ adıyla yeni bir bilimsel materyal
Çalışmanın
önemli çıktılarından biri de araştırma için geliştirilen “PAÜ Bağlanma İlişkili
Duygusal İmaj Bataryası” oldu. Yakınlık, yalnızlık isteği, duygusal nötrleşme
ve farklı bağlanma temalarını içeren özgün çizimlerden oluşan batarya, uzman
değerlendirmeleri ve pilot çalışmalarla geliştirildi. Böylece araştırma
yalnızca yeni bulgular ortaya koymakla kalmadı; bağlanma ve dikkat süreçlerini
göz izleme yöntemiyle inceleyecek gelecek çalışmalar için özgün bir bilimsel
materyal de literatüre sundu. Bataryaya PAÜ adının verilmesiyle, Pamukkale
Üniversitesi’nde geliştirilen bu aracın gelecekte farklı araştırmalarda
kullanılması, atıf alması ve üniversitenin adının uluslararası literatürde daha
görünür hâle gelmesi hedefleniyor.
İlişkilerde bakışların izini sürmek
Bulgular,
günümüz ilişkilerinde sıkça konuşulan yoğun yakınlaşma ve ani uzaklaşma
örüntülerini de akla getiriyor. Araştırma “love bombing” ya da “ghosting” gibi
davranışları doğrudan incelemiyor. Ancak korkulu bağlanmada yakınlık ile
yalnızlığın aynı anda dikkat çekebilmesi, bu tür örüntülerde görülen
yaklaşma–kaçınma dinamiklerini anlamaya yönelik yeni araştırma sorularına kapı
aralıyor. Araştırmanın ortaya koyduğu genel tablo, bağlanma stillerine ilişkin
farklılıkların yalnızca ne hissettiğimiz ya da ilişkilerimizde nasıl
davrandığımız üzerinden değil; neye baktığımız, neye bakmaktan kaçındığımız
veya dikkatimizi nerede sürdürdüğümüz üzerinden de incelenebileceğini
gösteriyor. Araştırmaya belki o tanıdık söze küçük bir bilimsel dipnot düşmek
mümkün: “Gözler kalbin aynasıdır” demek şiire ait; ancak bakışlarımız,
ilişkilerimiz ve kendimizle ilgili içsel çatışmalarımız hakkında
düşündüğümüzden daha fazla ipucu taşıyor olabilir.