PAÜ Hastanelerinden Pembe Kurdele ile Meme Kanserine Karşı Farkındalık Çağrısı
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Sevda Yılmaz Meme Kanserine Karşı Farkındalık hakkında açıklamalarda bulundu.
PAÜ Hastaneleri Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Sevda Yılmaz yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir ve her yıl birçok kadını ve ailesini derinden etkilemektedir. Meme kanseri erken teşhis edildiği taktirde sağkalım oranları yüksek ve tedavi seçenekleri daha fazladır. Amerikada Susan Goodman Komen adlı kadının 33 yaşında meme kanserine yakalanması ve 1980 yılında daha 36 yaşındayken hayatını kaybetmesi sonucu kız kardeşi olan büyükelçi Nancy Brinker tarafından, kız kardeşinin bu kanser ve tedavisi hakkında daha fazla bilgisi olsaydı tedavisinin başarılı olacağına inandığı için 1982 yılında Susan G. Komen Breast Cancer Foundation’u kurması ile meme kanseri ile mücadelede ilk defa bir vakıf kurulmuş, Komen olarak bilinen bu vakf 1986 yılı Ekiminde ilk defa ‘’Meme kanseri bilinçlendirme ayı’’ etkinlikleri düzenlenmeye başlanmıştır. Bu vakfın 1991 yılında düzenlediği etkinliğinde her katılımcıya pembe kurdele vermesi ile pembe kurdele meme kanseri ile özdeşleştirilmiştir. Daha sonra Dünya Sağlık Örgütü tarafından Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilmiş ve ülkemizde de her yıl ekim ayında bu konu ile ilgili etkinlikler ve çeşitli farkındalık eğitimleri düzenlenmeye başlanmıştır. Gerek bu etkinlikler ve farkındalık programları gerek sağlık bakanlığı tarafından yürütülen ulusal tarama programları sayesinde meme kanseri artık daha erken evrede tanınabilmekte ve kür oranları da buna paralel olarak artış göstermektedir. Meme kanseri ülkemizde ve tüm Dünyada kadınlar arasında en sık görülen ve en sık ölüme neden olan kanserdir. Meme kanseri meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkmaktadır. Meme kanserinde en sık görünen bulgu memede ele gelen kitledir. Kitle hasta tarafından fark edilebileceği gibi meme taramaları sırasında da fark edilebilir. Bu kitleler genellikle ağrısız, düzensiz kenarlı ve sert kitlelerdir. Memede şişlik, asimetri, meme cildinde çöküntü ya da portakal kabuğu görünümü, eritematöz ya da ülseratif lezyonlar, meme başının içeri çökmesi, areola ve etrafında kaşıntı, memede akıntı, aksiller bölgede şişlik meme kanseri belirtisi olabilmektedir. Meme kanserini daha bu belirtiler ortaya çıkmadan taramalar sırasında saptamak mümkündür ve tedaviye erken dönemde başlamak tedavi başarısını artırmaktadır. Bu nedenle erken tanı ve tarama meme kanseri için çok önemlidir.
Erken tanı tedavi başarısını arttırıyor.
Ülkemizde kanser taramaların birinci basamak sağlık hizmetlerinin
verildiği Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’nin yönlendirmesi ve organizasyonu ile
Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri (KETEM)’nde yapıldığını belirten Doç.
Dr Sevda Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “40-69 yaş grubundaki kişiler iki
yılda bir davet edilerek mamografi çekimi yapılmakta ve şüpheli bulgu
saptananlar meme cerrahisi/genel cerrahi polikliniklerine yönlendirilmektedir.
Çalışmalarda mamografi ile meme kanseri taramasının mortaliteyi %20 oranında
azalttığı bildirilmektedir. Bunun yanında KETEM’lerde ve polikliniklerde meme
kanseri farkındalığını artırmak amacıyla kadınlara kendi kendine meme muayenesi
anlatılmaktadır. Kendi kendine meme muayenesinin tarama ve teşhis açısından
etkinliği tartışılsa da meme kanseri farkındalığını sağlaması, öneminin
kavranması ve kişilerin kendi vücutlarını tanıması açışından önemlidir. Tarama
amaçlı 20-39 yaş arası kadınlarda üç yılda bir, 40 yaş sonrası her yıl klinik
meme muayenesi önerilmektedir. Organize taramaların yanında herhangi bir
sebeple poliklinik başvurusu olan kadınlarda da klinik meme muayenesi ve/veya
mamografi ile fırsatçı (catch-up) taramalar yapılmalıdır. Sonuç olarak meme
kanseri görülme sıklığı açısından tüm kanserler arasında ilk sırada yer almakta
ve erken teşhis için toplumun meme kanseri konusunda bilinçlendirilmesi
gerekmektedir.”