PAÜ Hastanelerinden Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı Açıklaması
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Utku Özgen, Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında toplumda erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla açıklamada bulundu.
PAÜ Hastaneleri Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Utku Özgen yaptığı açıklamada şunlara değindi: “1–31 Mart’ın kolorektal kanser (kalın bağırsak ve rektum kanseri) farkındalık ayı olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda paylaşılan veriler, dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,9 milyon yeni kolorektal kanser vakası görüldüğünü ve yaklaşık 900 bin kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. Kolorektal kanser, dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de de durum benzer; kolorektal kanser en sık görülen üçüncü kanser türü ve her yıl 20 binden fazla yeni vaka tanısı alıyoruz. Vakaların çoğunu 50 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor ve hastalık özellikle 50 yaş sonrasında belirgin şekilde artıyor, en sık 50–69 yaş grubunda görülüyor. Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus oranının yüzde 9,5’e ulaşmış olması, önümüzdeki yıllarda kolorektal kanser yükünün artabileceğini gösteriyor. Kolorektal kanser açısından risk faktörlerini incelediğimizde, bunları değiştirilemeyen ve önlenebilir olmak üzere iki grupta ele alabiliyoruz. Değiştirilemeyen risk faktörleri arasında 50 yaş ve üzerinde olmak, ailede kolorektal kanser öyküsü bulunması, Lynch sendromu (kalıtsal bağırsak kanseri riski) ve ailesel adenomatöz polipozis (bağırsakta çok sayıda polip oluşması) gibi kalıtsal sendromlar, uzun süreli inflamatuvar bağırsak hastalıkları (bağırsak iltihabı hastalıkları) ile daha önce kolon polibi (bağırsakta oluşan küçük et benzeri yapılar) veya kolorektal kanser tanısı almış olmak yer alıyor. Önlenebilir riskler arasında ise obezite (aşırı kilo), fiziksel hareketsizlik, işlenmiş ve aşırı kırmızı et tüketimi, düşük lifli beslenme, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) bulunuyor. Düzenli fiziksel aktivite yapmak, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek ve sigarayı bırakmak riski anlamlı şekilde azaltıyor.”
Doç. Dr. Utku Özgen: “Bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikleri ihmal etmeyin.”
Tarama konusuna gelindiğinde ise rektal kanama (makattan kan gelmesi), demir eksikliği anemisi (kansızlık), açıklanamayan kilo kaybı, uzun süren karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik gibi belirtileri olan kişilerde, risk faktörleri de göz önünde bulundurularak uygun yaş ve zamanda tarama testlerine başlanmasına değinen Doç. Dr. Özgen sözlerine şöyle devam etti: “Ortalama risk grubundaki bireylerde taramaya 45 yaşında başlanması ve 45–75 yaş aralığında sürdürülmesi gerekir. Tarama yöntemleri arasında kolonoskopi (kameralı cihazla kalın bağırsağın incelenmesi) çok önemli; sonuç normal çıkarsa genellikle 10 yılda bir tekrarlanıyor. Bunun yanı sıra gaitada gizli kan testi (dışkıda fark edilmeyen kanın araştırılması), sanal kolonoskopi (bilgisayarlı tomografi ile bağırsak görüntüleme) ve gerektiğinde ileri radyolojik görüntüleme yöntemleri de kullanılabiliyor. Dışkı veya kan temelli testlerin pozitif çıkması durumunda ideal olarak 9 ay içinde kolonoskopi yapılması gerekiyor. Sonuç olarak, kolorektal kanserlerin önemli bir kısmı önlenebilir ya da erken evrede tamamen tedavi edilebilir. Bu yüzden uluslararası kılavuzlar doğrultusunda 45 yaşında başlanan düzenli taramalar, kansere bağlı ölümleri anlamlı şekilde azaltıyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek ve taramaları aksatmamak, kolorektal kanserle mücadelede en güçlü ve etkili yöntemlerdir."