PAÜ Hastanelerinden İyot Eksikliğine Karşı Farkındalık Çağrısı
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Endokrin ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Semin Melahat Fenkci, iyot eksikliğinin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek yeterli iyot alımının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
PAÜ Hastaneleri Endokrin ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semin Melahat Fenkci yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “İyot eksikliği bütün dünyada önemli bir sağlık problemi olarak önemini korumaktadır. Tiroid hormonlarının yapımı için gerekli olan iyot büyüme, gelişme, beyin fonksiyonları ve sinir sisteminin sağlıklı işleyişinde önemli rol oynar. Özellikle gebelik ve çocukluk dönemlerinde artan iyot ihtiyacının karşılanması anne ve çocuk sağlığı açısından büyük önem taşır. İyot ihtiyacı yaşa ve fizyolojik duruma göre değişmektedir. Ancak gebelik sürecinde ve büyümenin hızlı olduğu çocukluk döneminde iyot ihtiyacı artar. Tiroid hormonları ise iyot olmadan sentezlenemez. Doğada düşük dozlarda besinlerle alınan inorganik iyot organik yapıya dönüştürülüp hormon yapımında kullanılır. Tiroid hormonları ve dolayısı ile iyot anne karnında gebeliğin hem gelişmesi hem de sağlıklı bir süreçte devamı için gereklidir. İlk 18 haftada anne karnındaki fetüs kendi hormonlarını üretemez ve anneden yeterli hormonun çocuğa desteklenmesi gereklidir. Annenin bu desteği sağlayabilmesi için artan iyot ihtiyacı karşılanmalıdır ki çocuğun hormon ihtiyacı karşılansın. Gebeliğin ilk üç ayı organların ve en önemlisi sinir sisteminin yapısının oluştuğu dönemdir. Bu sürede yetersiz iyot alınımı yetersiz tiroid hormon üretimine neden olur. Kretinisim denilen doğuştan duyma ve görme defekti ve zeka geriliği ile doğan çocuklardaki sorun ciddi iyot eksikliğidir. Bu nedenle bütün dünyada iyot eksikliğinin önlenmesi bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaktadır. Ülkeler bu sorun ile mücadele etmek için bazı besinlerin iyotlanması yoluna giderek soruna çözüm bulmaya çalışmaktalar. Buna rağmen iyot eksikliği dünyada halen ciddi bir sağlık sorunu olarak gündemini korumaktadır.
İyot alımında denge önemli; eksikliği de fazlası da risk taşıyor.
İyot eksikliğinin tiroid bezinin büyümesine ve guatr gelişimine neden
olabildiğini belirten Fenkci açıklamalarına şöyle devam etti: “Gebelik
döneminde düşük, ölü doğum ve bazı doğumsal sorunlar, çocuk ve ergenlik
döneminde zihinsel ve fiziksel gelişimi olumsuz etkileri. Yetişkinlerde guatr,
hipotiroidi ve zihinsel işlev bozuklukları görülebilmektedir. Geçmişe göre
tuzların iyotlanması ile dünya genelinde iyot eksikliğinin önemi anlaşılmasına
rağmen halen en sık görülen mikrobesin olarak dünya nüfusunun %25-40 kadarını
etkilemektedir. Bu nedenle 20 yüzyılın başında besinlere iyot ilave edilerek bu
sorun çözülmeye çalışılmıştır. En çok da tuzun iyotlanması gündeme gelmiştir.
2022 yılında 126 ülke zorunlu ve 21 ülkede gönüllü tuz iyotlanmasını kabul
etmiştir. Türkiye’de de 1999 yılında Prof. Dr. M. Faik Erdoğan’ın başkanlığında
iyot haritası çıkarılmış ve aynı yıl Sağlık Bakanlığının izni ile tuzlar
iyotlanmıştır. Özellikle yemek pişirilmesi sırasında tuzun en son konulması ve
tuzların ışık görmeyen kavanozlarda saklanması önem taşır. Yine gebelerde iyot
replasmanının önemi çoğu kez topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Ama her
şeyde olduğu gibi bazen yanlış kullanımlarda söz konusu olabilmektedir.
Özellikle pandemi döneminde iyodun dezenfektan özelliği ile fazla dozlarda
bilgisizce kullanılan yüksek dozda iyot alımı ise hem hipotioridi hem de
hipertioridi riskini birlikte getirmektedir. Önemli olan doğru bilimsel
verilere dayanan bilgiler ile halkın doğru aydınlatılmasıdır. Ama iyot
eksikliği halen önlenebilir zeka geriliklerinin en önemli nedenlerinin başında
olan bir toplum sağlığı problemi olarak görülmeye devam ettiği gerçeğidir.”