PAÜ Hastaneleri'nde Dünya Prurigo Günü Açıklaması
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin, “Toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kaşıntılara karşı uyarıyoruz.”
PAÜ
Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi
Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada
şunlara değindi: “Dünya Prurigo Günü vesilesiyle, toplumda çoğu
zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde
etkileyen kronik prurigo ve prurigo nodülaris hakkında farkındalık oluşturmak
istiyoruz. Kronik prurigo, haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebilen yoğun
kaşıntı ile seyreden kronik bir deri hastalığıdır. Kaşıma sonucunda deride
kabarık, sert, kabuklu ve çoğu zaman iz bırakan lezyonlar gelişir. Bu durum hastalığın
en sık görülen formlarından biridir ve lezyonlar genellikle nodül şeklinde
olup; bu hastalık yalnızca deriyi etkileyen bir sorun değildir. Günümüzde
kronik prurigonun deri, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasındaki karmaşık
etkileşim sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiddetli kaşıntı kaşımayı,
kaşıma yeni yaraları, yeni yaralar ise daha fazla kaşıntıyı tetikleyerek bir
kısır döngü oluşturur. Bu döngü kırılmadığında hastalık kronikleşir ve yaşam
kalitesi önemli ölçüde bozulur. En belirgin özelliği şiddetli ve inatçı
kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle gece saatlerinde artabilir ve uyku düzenini
bozabilir. Hastalarda yanma, batma, ağrı ve hassasiyet gibi yakınmalar da
görülebilir. Uzun süren kaşıntı nedeniyle oluşan deri lezyonları zamanla kalıcı
izlere yol açabilir ve atopik dermatit, kronik egzama, böbrek ve karaciğer
hastalıkları, diyabet, tiroid hastalıkları ve bazı nörolojik hastalıklarla
birlikte görülebilir. Ayrıca uyku bozukluğu, anksiyete, depresif belirtiler ve
sosyal izolasyon gibi sorunlara da neden olabilir. Bu nedenle hastaların
yalnızca deri bulguları değil, genel sağlık durumları da bütüncül olarak
değerlendirilmelidir.”
Prof. Dr. Ahmet Metin: " Kaşıntı
bazen yalnızca bir belirti değil, başlı başına ciddi bir hastalığın sesi
olabilir."
“Tedavide amaç kaşıntıyı azaltmak, kaşıma
döngüsünü kırmak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Nemlendiriciler ve topikal
tedavilerden fototerapiye, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlardan yeni
nesil biyolojik tedavilere kadar farklı seçenekler bulunmaktadır. Son yıllarda
geliştirilen hedefe yönelik tedaviler bu hastalar için önemli umutlar
sunmaktadır. Hastaların düzenli nemlendirici kullanmaları, deriyi tahriş eden
uygulamalardan kaçınmaları, tırnaklarını kısa tutmaları ve dermatoloji
uzmanlarının önerilerine uygun şekilde takiplerini sürdürmeleri önerilmektedir.
Unutulmamalıdır ki bu hastalık bulaşıcı değildir ve kişisel temizlik
eksikliğinden kaynaklanmaz.” diyen Prof. Dr. Ahmet Metin, sözlerine şöyle devam
etti: “Uzun süren kaşıntı ve kaşımaya bağlı gelişen nodüler deri lezyonları
ihmal edilmemeli ve mutlaka dermatoloji uzmanlarına başvurulmalıdır. Kronik
kaşıntıyı ciddiye alalım, hastaları suçlamayalım ve erken tanı ile doğru tedavi
sayesinde yaşam kalitesini birlikte yükseltelim.”