PAÜ Hastanelerinden Halk Sağlığı Haftası Açıklaması
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu.
PAÜ Hastaneleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış yaptığı açıklamada şunları
söyledi: “Her yıl 3–9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı
Haftası, bizlere önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Sağlık yalnızca
hastalıkların doğru şekilde tedavi edilmesiyle sağlanamaz. Hastalıkları ortaya
çıkmadan önce önlemek, bireylerde sağlıklı yaşam davranışlarını geliştirmek ve toplumun
genel sağlık düzeyini yükseltmek de sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır.
Sağlığımızı korumak, geleceğimizi korumaktır. Bir hekim olarak şuna özellikle
dikkat çekmek isterim: Bir toplumun sağlığı yalnızca hastanelerde şekillenmez.
Sağlığımız; evlerimizde, okullarımızda, işyerlerimizde, sokaklarımızda ve
içinde yaşadığımız çevrede belirlenir. Bu nedenle halk sağlığı, yalnızca
bireyin hastalıklardan korunmasını değil, toplumun tamamının daha sağlıklı
yaşayabileceği koşulların oluşturulmasını amaçlayan bilimsel ve toplumsal bir
yaklaşımdır. Sağlık hizmetlerinin önemli bir bölümü hastalık ortaya çıktıktan
sonra tedaviye yöneliktir. Oysa halk sağlığının temel yaklaşımı, hastalık
ortaya çıkmadan önce riskleri azaltmak ve sağlığı korumaktır. Aşılama, anne ve çocuk
sağlığı hizmetleri, kanser taramaları, kronik hastalıkların erken tanısı ve
takibi, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması, tütün kontrolü,
ruh sağlığının korunması, çevre sağlığı ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi bu
yaklaşımın temel unsurlarıdır. Dünya Sağlık Örgütü de sağlık sistemlerinin
yalnızca hastalık ve tedavi merkezli olmaktan çıkarılarak insanların yaşam
koşullarına, gereksinimlerine ve sağlık eşitliğine odaklanan birinci basamak
sağlık hizmetleri üzerine güçlendirilmesini öncelikli bir yaklaşım olarak
ortaya koymaktadır.”
“Koruyucu sağlık, geleceğe
yapılan en değerli yatırımdır.”
Halk sağlığı açısından sağlıklı yaşamı yalnızca bireysel
tercihler üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını söyleyen Prof. Dr.
Nurhan Meydan Acımış, Sağlıklı gıdanın ekonomik olarak erişilebilir olması,
okullarda sağlıklı beslenme ortamlarının oluşturulması, kentlerde yürüyüş ve
fiziksel aktivite alanlarının bulunması, temiz hava ve suya erişim, güvenli
çalışma koşulları ve yeterli sosyal desteğin sağlanması; sağlığın sosyal
belirleyicileri arasında yer aldığını vurguladı. Bu nedenle halk sağlığının,
bireylere yalnızca “daha sağlıklı yaşayın” demekle yetinmediğini söyleyen Prof.
Dr. Meydan Acımış, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025–2028 küresel sağlık stratejisinde
de sağlık eşitliğinin güçlendirilmesi, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki
etkilerinin azaltılması ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi
temel öncelikler arasında yer almakta olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış: “Sağlıkta eşitlik, toplum
sağlığının vazgeçilmezidir. Toplumdaki herkes aynı koşullarda yaşamıyor.
Yoksulluk, işsizlik, eğitim olanakları, çalışma koşulları, yaş, cinsiyet,
engellilik, yaşanılan bölge, barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki
farklılıklar insanların sağlıklarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle
sağlıkta eşitsizliklerin azaltılması ve hiçbir bireyin sağlık hakkından geride
kalmamasının sağlanması, temel bir halk sağlığı sorumluluğudur. Çevre sağlığı
bugünün sorunudur. İklim değişikliği, aşırı sıcaklar, hava kirliliği, su ve
toprak kirliliği, orman yangınları, seller ve diğer afetler toplum sağlığını
giderek daha fazla etkiliyor. Temiz hava solumak, güvenli suya ulaşmak,
sağlıklı gıdaya erişmek ve güvenli bir çevrede yaşamak yalnızca yaşam
kalitemizi artıran unsurlar değildir; aynı zamanda birer halk sağlığı
gereksinimi ve sağlık hakkının parçasıdır. Halk sağlığının en güçlü
araçlarından biri, insanlara en yakın sağlık hizmeti olan birinci basamak
sağlık hizmetleridir. Aşılama, kanser taramaları, kronik hastalıkların
izlenmesi, gebelik ve çocukluk dönemi izlemleri, sağlık danışmanlığı ve sağlık
risklerinin erken dönemde belirlenmesi gibi birçok koruyucu sağlık hizmeti
birinci basamakta yürütülmektedir. Bu nedenle güçlü bir halk sağlığı sistemi
için güçlü birinci basamak sağlık hizmetleri vazgeçilmezdir. Halk sağlığının
güçlendirilmesi yalnızca sağlık çalışanlarının veya kurumların sorumluluğu
değildir. Hepimizin bu konuda yapabileceği şeyler var. Örneğin; Aşılarımızı
zamanında yaptıralım ve ulusal aşı programına uymaya özen gösterelim. Yaş ve
risk grubumuza uygun kanser taramalarına katılalım. Günlük yaşamımızda daha
fazla hareket etmeye çalışalım. Yeterli ve dengeli beslenelim. Tütün ve nikotin
ürünlerinden uzak duralım. Ruh sağlığımızı en az fiziksel sağlığımız kadar
önemseyelim. Gereksiz antibiyotik ve ilaç kullanımından kaçınalım. Çocuklarımızın
sağlıklı büyüme ve gelişme hakkını destekleyelim. Yaşlıların, engellilerin ve
diğer kırılgan grupların sağlık hakkını gözetelim. Sağlıkla ilgili bilgileri
bilimsel ve güvenilir kaynaklardan edinelim. 3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası
vesilesiyle, toplumun tüm kesimlerini sağlığın korunması ve geliştirilmesi
konusunda ortak sorumluluk almaya davet ediyorum. Bir hekim olarak biliyorum ki
hastalıkları tedavi etmek kadar, hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek de
büyük önem taşıyor. Sağlığımızı korumak; yalnızca bugünümüz için değil,
çocuklarımızın ve gelecek nesillerin sağlığı için de atabileceğimiz en önemli
adımlardan biridir. Çünkü sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir
insan hakkıdır.” ifadelerini kullandı.