logo

28 Mart 2012

O’nun sermayesi beleş

Yoksulluk içinde büyüyüp kahvehanede karlı şerbet satarak okudu. Ailesinin bir çift öküzü bile olmadı. Yol kenarından geçerken gördükleri kömürleri bile para kazanmak için çekti. 11 yaşında köyden çıkan hayırsever işadamı şimdilerde 18 yıldır vergi rekortmenleri arasında geziyor ve yaptığı bağışla ayakta alkışlanıyor?

Denizli?de son 18 yıldır vergi rekortmenleri listesine giren Pamukkale Halıcılık?ın sahibi Habip Kızıltaş (64), Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri?ne 2 milyon TL?lik bağış yaparak hayırseverlikte de bir rekora imza attı. PAÜ?ye en yüksek bağışı yapan işadamı olarak kayıtlara geçen Kızıltaş, 11 yaşında okumak için çıktığı köyünden bugüne kadar gelen başarı dolu yaşam öyküsünü paylaştı. ?Benim en büyük sermayem sevgi, o da beleş? diyen Kızıltaş, yoksulluk içinde başladığı hayatında hamallıktan, inşaat işçiliğine, bulaşıkçılıktan muhasebeciliğe kadar birçok işte çalıştı. Bugün 15 ilde 500 mağazanın halı tedarikçisi haline gelen ve 1993?ten beri Denizli?nin vergi rekortmenleri listesinde ilk sıralarda yer alan Pamukkale Halıcılık?ın sahibi Kızltaş, tırnaklarıyla kazıyarak geldiği hayatını bakın nasıl anlatıyor? 

Çocukluğunuz nasıl geçti?

Denizli?ye bağlı Baklan köyünde 1948 yılında dünyaya geldim. Yoksulduk ama çalışkan bir aileydik. Bir harman vakti öğüttüğümüz buğday diğer harmana yetişmezdi. Hep yokluk çektik. İlkokulu kahvehanelerde karlı şerbet satarak okudum. Çünkü babamın okutacak gücü yoktu. Herkes çift öküzle tarlasını sürerken biz inekle bu işi yapıyor ve çok zorlanıyorduk. Bizim hiç iki öküzümüz olmadı. Bir gün babam bir öküz aldı. O gün traktörümüz olmuş gibi sevindik. 

Öğrenim hayatınız nasıl başladı?

Köyde ilköğretim okulunu birincilikle bitirdim. Babamın ortaokulu okutacak gücü yoktu. İlköğretim okulu öğretmenim ?ben okuturum? diye babama güç verdi. 11 yaşında Çal ilçesine
ortaokula gitmek için köyümden çıktım. Burada 3 yıl okudum ancak çok aç kaldım. Benim için okumak yokluktan kurtulmanın tek çaresi idi. Yazın çapaya giderdim. Sezona bir başlayınca 70 gün eve gelemezdik. 70 günde 2 kez yıkandığımı hatırlarım. Okurken, yol kenarında kömür görsek hemen sahibine gidip, ?çekelim mi?? diye sorardık. Buna mecburduk, çünkü paramız yoktu. Lisede durumum yine değişmedi. Yine yokluk. Kimi zaman pamuk çapaladım, kimi zaman inşaatlarda çalıştım. Sıvacılık yaptım.

Bugünün gençlerine bir tavsiyeniz var mı?

Lise sonda inşaatta çalışırken ayağıma çivi batmıştı. Bir arkadaşım ?Üniversiteyi kazanmışsın? dedi. Ege İktisat?ı kazanmışım. Bir yatak, yorgan ve yastık alıp ayağımda terlikle,
topallayarak İzmir?e gittim. Yine para yok sersefil durumdayım. Bir hemşerimde 10 gün kaldım. Daha sonra tuvaleti olmayan derme çatma bir ev tuttum. Okulumun akşam bölümüne geçerek, hem çalıştım hem okudum. İlk yıl inşaatlarda amelelik yaptım. Elbiselerim koktuğu için arkadaşlarım rahatsız olmasın diye amfide hep en arkada otururdum. İkinci yıl bir restoranda haftalık 40 TL?ye çalışmaya başladım. Yemek beleşti. Kitabım olmadan 3,5 not ortalaması ile okulu bitirdim. Gençler bunu iyi dinlesin, ellerindeki nimetin farkında olsun. 11 yaşında köyden çıkıp, 18 yıldır vergi rekortmenleri arasına girmek bir tesadüf değil, çok çalışmaktan geçiyor. 

Hayatınız ne zaman değişmeye başladı?

Sefil hayatımın değiştiği tarih 1967?dir. O tarihte İzmir?de bir muhasebe bürosunda çalışmaya başladım. Ücretim iyiydi. Kan kanseri nedeniyle yaşamını yitiren babamın 700 lira borcunu ödedim. Okul bitince bir demir-çelik fabrikasında çalışmaya başladım. Girdi maliyetlerinde tasarruf yaptırdım. İşleri neredeyse 10 kat artırdım. Bana yüzde 12.5 hisse verildi. Burada 10 yıl boyunca çalıştım. 1981 yılında ise halı ticaretine başladım. Şimdi 15 ilde 500 mağazanın tedarikçiliğini yapıyorum.

Başarılı olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Üniversitede iken sevdiğim kızın başka biriyle evlendirileceğini duydum. Hemen gidip babasına okulum bitince ben evleneceğim diye söz verdim. Daha sonra 41 yıllık eşimi komşudan aldığım ödünç elbiseyle istemeye gittim. Bir adam evinde mutlu değilse asla başarılı olamaz. Başarının evde olduğuna inanırım. Benim en büyük sermayem sevgi, o da beleş. Hakkın olmayana asla el uzatmayacaksın. Ticaretteki felsefemde bu. Şeytan namaz kılarken de gelir, ama ona uymayacaksın. Ben her gün vergi rekortmenliğiyle ilgili aldığım ödüllere bakıyorum. Bu ülkenin insanı Avrupa?daki insanlar gibi yaşamayı hak ediyor. Bu ülke bizim, sahip çıkacağız. Bu ülkenin nimetlerinden faydalanırken en önde olacaksın, vergi verirken kaçacaksın bu olmaz. Devletine vergini vereceksin ki sana daha güzel bir yaşam sunulsun. Ben her zaman şunu söylerim: Bir polisin düğmesi benim servetimden daha kıymetlidir. 

Onlarca öğrenciye burs vermenin yanında bir çok hayır işi yaptığınızı duyuyoruz. PAÜ?ye yaptığınız 2 milyon TL bağışla bir rekor kırdınız. Neler söyleyeceksiniz?

Daha önce yaptığı hayır işlerini yazmamak koşulu ile anlatan Kızıltaş, 3 çocuğa daha fazla burs verebilmek için sigarayı bıraktığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: Ben çok zor şartlar altında büyüdüm. Çok yokluk ve sefalet çektim. Sen verirsen Allah?ta sana verir. Bunu öğrendim. Bugüne kadar hep gizli el olmaya çalıştım. PAÜ?den bir akademisyen gelerek, psikiyatri hastanesi yapmak istediklerini söyledi. Projeyi gösterdiler. Binanın beton ve demirini karşılamamı istediler. Kabul ettim. 2 milyon TL?yi biraz geçecek. Bu PAÜ?ye yapılan en büyük bağışmış daha sonra öğrendim.

Röportaj: MESUT GÜLER

 

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ